Protez Kaidesi
Protez kaidesi, rezidüel krete uyumlanan ve üzerinde suni dişleri taşıyan metal ve/veya akrilikten yapılan protez bölümüdür. Bulunduğu yer itibariyle suni dişleri destekler ve okluzal kuvvetlerin destek dokulara iletilmesini sağlar. Protez kaidesinin esas fonksiyonu suni dişlere destek sağlamak olsa da, uygun şekilde planlanan protezin stabilizasyon ve tutuculuğuna da yardımcı olur. Periferal flanjların doğruluğu, hudutların fonksiyonel olarak şekillendirilmesi ve altındaki mukozaya sıkı adaptasyonu sayesinde, protezin maruz kaldığı sallanma ve salınma türü streslerin dengelenmesine katkıda bulunur. Protez kaidesinin stabilizasyon etkisi genelde önemsenmeyerek değerlendirilmez. Oysaki; bölümlü protez kaidesinin planlama prensibinin esası, kaidenin sınır oluşumlarının izin verdiği ve hastanın tolere edebileceği miktarda mümkün olduğu kadar geniş alan kaplaması ile biyomekanik olarak okluzal kuvvetlerin daha geniş alanda dağılması ve birim alana gelen stresin azaltılmasını temin etmektir.
Protez kaidesinin diğer bir fonksiyonu rezidüel kretlerin üzerindeki dokularda oluşturacağı masaj etkisiyle stimülasyon sağlamaktır. Protezin fonksiyonel hareketleri sırasında, kaidenin vertikal yöndeki hareketi destek dokularda stres oluşturur. Ağız dokularının fizyolojik tolerans limitleri dahilindeki stresler altında şekillerini daha iyi korudukları ve kullanıma girmeyen benzer dokulardan daha iyi durumda oldukları kesinlikle doğrulanmıştır. Kullanılmama atrofisi terimi hem periodontal dokular hem de rezidüel kret dokuları için geçerlidir.
Posterior dişlerin eksikliğinde, estetik genelde ikinci planda kalırken, anterior bölgede estetik daha fazla önem taşıdığı için protez kaidesinin estetiğin temini ve temizlenebilir bölgelerin oluşturulması gibi diğer bazı fonksiyonları da yerine getirmesi gerekir. Bu görevleri yaparken, ideal bir protez kaidesi;
- minimum hacim değişikliği ile dokulara iyi adapte olma,
- ideal bir bitiş çizgisini oluşturabilecek ve irritasyon oluşturmayacak yüzeylere sahip olma,
- ısısal geçirgenlik,
- düşük spesifik ağırlık,
- kırılma veya distorsiyona karşı yeterli direnç,
- kaide ve hudut yenileme işlemlerine uygunluk gibi özellikler de göstermelidir.
Protez kaideleri fonksiyonel amaçları bakımından farklıdır:
Diş destekli protez kaideleri suni dişleri destekleyen ve iki destek diş arasında yer alan bir alt yapıdır. Okluzal kuvvetleri tırnaklar aracılığıyla direkt olarak destek dişlere iletirler. Protez kaidesi ve suni dişler, destek dişlerin horizontal ve karşıt arktaki dişlerin vertikal migrasyonuna engel olma görevini üstlenirler.
Diş destekli kaideler boşluğun her iki ucunda tırnakların yerleştirildiği destek dişlere sahip olduğundan, kullanıma bağlı olarak destek temin etmek için hudut ve kaide yenileme işlemlerine ihtiyaç duyulmaz. Diş destekli kaide altında, ancak doku değişiklikleri nedeniyle estetiğin bozulması veya gıda birikimi sonucu hudut veya kaide yenilenmesi gerekebilir.
Serbest sonlu protez kaideleri ise diğerinden farklı olarak, protezin desteklenmesine katkıda bulunurlar. Terminal destek dişlere yakın olan bölgelerde sadece suni dişleri desteklerken, destek dişten uzaklaştıkça, altındaki rezidüel kret dokularından elde ettiği desteklik daha fazla önem kazanır. Rezidüel kretten maksimum destek sağlamanın tek yolu, okluzal yükü destek amacıyla kullanılan mevcut alanın üzerine eşit şekilde dağıtan hassas ve doğru bir protez kaidesi oluşturulmasıdır. Protez kaidesine maksimum destek sağlamak için protez sınırındaki anatomik yapıların ve kaide altındaki alanın histolojik yapısının iyi bilinmesi ve net bir ölçü elde edilmesi gerekir.
İskelet bölümlü protez kaidesi; yapısal olarak akrilik rezin, metal ve akriliğin kombinasyonu veya metal şeklinde olabilir.
Akrilik rezin kaide, özellikle serbest sonlu bölümlü protezlerde, belirli bir süre sonra kaide ve hudut yenilenebilmesi avantajına sahiptir; rezidüel kret üzerindeki dokularla arasında belirli bir boşluk oluşturularak, planlanan bir minör bağlayıcı yardımıyla, bölümlü proteze bağlanır (Şekil 6-1).

Minör bağlayıcı akrilik materyali içinde gömülü konumdadır; böylece protezin uyumlandırılması veya kaide yenilenmesi işlemlerinde kolaylık sağlanmış olur. Rezin kaidenin kalınlığı, minör bağlayıcıyı saran rezin kaide materyalinin zayıflaması ve bunun sonucunda kırılmasını önlemek açısından da önemlidir.
Metal ve akrilik rezin kaide kombinasyonu, rezidüel krete uyumlanan bir döküm alt yapı ve bunun üzerinde suni dişleri bulunduran bir akrilik rezin üst yapıdan oluşur (Şekil 6-1). Metal kaidenin avantaj ve dezavantajlarına sahip olmakla birlikte, ağırlık olarak daha hafiftir. Kaide yenilenmesine uygun olmadığı için, kullanımı diş destekli boşluklarla sınırlıdır.
Metal kaide, bazı avantajları nedeniyle kısa mesafeli boşluklara sahip diş destekli bölümlü protezlerde akrilik rezine tercih edilir. Destek dokularda oluşturduğu stimülasyon etkisi nedeniyle rezin kaidelerde ortaya çıkan alveoler atrofiyi önler ve ağız içinde değişikliğe uğramadan, temasta olduğu dokuların sağlığını uzun süre korur (Şekil 6-2).

Yüzey temizleme ajanlarının abrazyonuna gösterdiği direnç sayesinde, kullanıma bağlı şekil değişikliği göstermez. Metal kaidelerin kendiliğinden temizlenebilme özelliği ve sıcaklık değişikliklerini altındaki dokulara iletebilmeleri hastanın protezi kabullenmesine katkıda bulunur. Ancak metal kaidenin en önemli dezavantajı yenileme işleminin zor olmasıdır.
Üst çenede bukkal flanjları doldurmak veya estetik amaçla metal kaide yerine akrilik kaide tercih edilir. Böyle durumlarda metal kaidenin inceliği avantaj olmazken, dil ve yanaklar için daha fazla yer gerekli olduğunda incelik istenebilir. Ancak fonksiyonel dil ve yanak temasları için protez kaidesi konturu oluşturma açısından, akrilik kaide daha avantajlıdır. Protez kaideleri, tamamı metal olacak şekilde planlanabileceği gibi, metalin görünümünü engellemek ve gerekli olduğunda bukkal dolgunluk kazandırmak için sınırlara akrilik rezin takviyesi de yapılabilir.
Protez Kaidesi Planı
Alt ve üst çenenin yapısal farklılıklarından dolayı, proteze destek oluşturan toplam üst çene alanının alt çeneye göre 1.6:1 oranında olduğu düşünülür. Bu nedenle alt çene kaidesine destek oluşturmak amacıyla, maksimum alan kaplanması prensibine uygun olarak, mandibular serbest sonlu protezlerin kaide sınırı retromolar üçgeni ve bukkal düzlüğü kaplayacak şekildedir (Şekil 6-3).

Kemik rezorpsiyonu durumunda bu alanlar rezidüel kret bölgesine göre değişime daha fazla direnç gösterir; bu nedenle de desteğinin çoğunu bu bölgelerden alan protezler zaman içinde daha stabil olacaktır. Distolingual sınır ise retromolar üçgenin tepesinden alveolingual sulkusa dik olarak uzanmalıdır. Lingual flanjın retromolar bölgenin gerisine uzatılmasının herhangi bir avantajı yoktur. Flanjın aşağıya doğru dikey uzantı miktarı mylohyoid kretin anatomisine bağlıdır. Bu yapı çok keskin ve andırkatlı olduğunda, lingual flanjın bu kretin tepesinde bırakılması gerekebilir. Mylohyoid kret keskin olmayıp, altında andırkat oluşturmadığında ise flanj alveolingual sulkusa doğru belirli miktarda uzatılabilir. Lingual flanjın distal sınırı lateral yönde hafifçe kıvrılmalı ve dili rahatsız etmemesi açısından, distal kenarı balık sırtı gibi olmalıdır.
Üst çene protez kaidesinin tasarımı ise tam proteze yakın özelliktedir (Şekil 6-4).

Kaide tüber bölgesi ve hamular çentiği kaplamalı; palatal sınır rezilient özellik sergileyen, ancak hareketli olmayan dokular üzerinde yer almalıdır. Protez kaidesi premolar bölgeye kadar uzanan bukkal flanja sahip olduğunda, anterior bölgesi posterior bölgeye doğru daraltılır ve kenarları inceltilir; hafifçe iç bükey şekil verilerek, buccinator kas sayesinde tutuculuk oluşturulur. Bölümlü protezin tutuculuğu esas olarak doğal dişlerle sağlandığından, protezin periferal sınırlarının tam protezde olduğu kadar vestibüler fornikse uzanması gerekmez. Ancak vestibüle kadar uzanmayan kısa protez kaidesinin altında daha fazla gıda birikimi olacaktır. Anterior kaide kullanılması gerektiğinde, labial frenulumun hareketine izin verecek şekilde olmalıdır.